High Class Dergi

“Kadın hakkı olan bir şeyi alırken, sanki bir lütufta bulunuluyormuş algısı yaratılmamalı”

Üniversiteyi bitirip Bursa’ya dönmesi ve bile isteye seçtiği mimarlık mesleğini yapmaya başlamasının üzerinden neredeyse 15 yıl geçmiş. Oya Baykal Taner, aktif çalışan bir iş kadını, sosyal hayatın içinde bir sivil toplum gönüllüsü ve iki çocuğunu yetiştiren bir anne. Unutmadan! Çocukluk arkadaşı Selin Türegün’le birlikte kurduğu Stella Raya’nın da ortağı. Deyim yerindeyse “bir koltukta birden çok karpuz taşıyan” bir kadın. Tıpkı kendine bir kariyer seçen ve annelikten-eş olmaktan da vazgeçmeyen diğer kadınlar gibi. Mimar olarak çok sayıda başarılı projeye imza atan, üyesi olduğu Nilüfer Lions’la ihtiyaç sahibi kimselerin hayatlarına dokunmaya çalışan ve çocukları Ada ile Efe’ye annelik yapan Oya Taner, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü röportajımız için seçebileceğimiz en doğru isimlerden biriydi.

Röportaj/Fotoğraflar: Akın GÜLER

“Kadın isterse yapamayacağı hiçbir şey yok, çünkü çoklu koordinasyon yeteneği bize yüksek oranda kodlanmış durumda. “

Üniversiteyi bitirince Bursa’ya dönerek eğitimini aldığınız mimarlık yapmaya başladınız. Teoride okuduğunuz mimarlık ile pratikte-sahadaki tecrübeleriniz arasında ne gibi farklar gördünüz?

Mimarlığın çağa, kültüre ve güncel kentsel yaşama karşı sorumlulukları var. Bu açıdan bakıldığında eğitim süresince edinilen temel bilgilerin, sürekli değişen yaşam şartlarına ve buna bağlı gereksinimlere adapte olması gerekir ki; bu da sürekli gelişimi gerektirir. Sahadaki tecrübenin bir noktada teorik bilginin önüne geçiyormuş gibi gözükme sebebi aslında ikisinin zamanla daha iyi harmanlanmaya başlamasından kaynaklı diye düşünüyorum.

Mimarlık en başından beri hayaliniz miydi?

Mimarlık yaptığınızı somut olarak gördüğünüz mesleklerden bir tanesi. Bunu ben tasarladım dediğinizde görünen bir gerçek var. Hayalperest doğamın yanı sıra bir o kadar da garantici ve elle tutulur gerçeklerle yaşamayı seven biriyim. Bu açıdan bakınca hayalleri ve gerçekleri birleştiren nadir mesleklerden biri mimarlık ve ben isteyerek seçtim.

Mimarlık yapıyorsunuz, yakın arkadaşınız Selin Türegün’le birlikte Stella Raya’yı kurdunuz.  Aynı zamanda Ada ve Efe’nin annesisiniz. Annelik ve iş kadınlığı arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?

Kadın isterse yapamayacağı hiçbir şey yok, çünkü çoklu koordinasyon yeteneği bize yüksek oranda kodlanmış durumda. Bence çözüm kadının dişi ve eril taraflarını doğru yerde ve doğru zamanda kullanmayı bilebilmesinde yatıyor. İnsan doğası yaşadığı hikâyenin getirdikleri ile değişir ve yeni duruma adapte olabilir. Dediğiniz gibi önce zevkle yaptığım mesleğim vardı, derken çocuklarım oldu ve sonrasında sevgili Selin ile bebekler üzerine hem tekstil, hem de başka kategorilerde ürünler geliştirdiğimiz bir bebek markamız oluştu. Şu an hepsinin başarı ile bir arada gitmesi aslında yaşadığım hayat hikâyesinin gelişen yeni durumlara adapte olmasından kaynaklı. Zaten böyle dinamik bir yaşamı seçtiyseniz o dinamizm ile besleniyorsunuz, bu da beraberinde dengeyi getiriyor.

Bu yoğun tempo nedeniyle zaman ayıramamaktan şikâyetçi olduğunuz, yapmak için ertelediğiniz neler var?

Aslında kendime yeterince vakit ayıramadığım zamanlar olduğunu düşünüyorum. Uzun süre aynı yerde durabilen biri değilim ve iş dışındaki gezi programlarını artırabilmeyi isterdim.

“Mimar olmasaydım genetik mühendisi olmak isterdim. İnsan mimarisi ile ilgilenmek de ilgi çekici olurdu. “

Siz hem iş kadını hem de bir annesiniz. Çocuklarınızın yetişme sürecinde onlara yeterince zaman ayıramadığınızı düşündüğünüz zamanlar oldu mu?

Çocuklarımın gelişimi her zaman önceliğim, çünkü küçükken onlar için attığınız temel sağlam olmalı ki; üzerine eklenenler havada kalmasın. Çocuk ile zaman geçirmek sadece onunla fiziksel ortamı paylaşmak demek değildir, gerçekten ortak faaliyetler ile onları tanımak ve onların size ihtiyaçları olduğunda her ne olursa olsun yanlarında olduğunuzun güvenini vermek demektir. Benim çalışan bir anne olmamın avantajlarını yaşadıklarını bile söyleyebilirim. Kesinlikle daha kaliteli zaman geçiriyoruz, plan yapmanın gerekliliğinin farkındalar ve çevreye karşı sorumluluklarının olabileceğini biliyorlar.

Sizin başarılı bulduğunuz örnek aldığınız “idol” iş kadınınız kim/kimler?

Vehbi Koç’un kızı Suna Kıraç üstün yöneticilik ve liderlik vasıfları ile Koç Holding’e, iş dünyasına ve Türk çocuklarının eğitimine inanılmaz katkılar sağlamış biri olarak önemli olduğunu düşündüğüm bir bayan. Ama onu benim için daha da kıymetli kılan senelerdir tedavisi olmayan ALS hastalığı ile mücadelesini kızı için veriyor olması. Kendi deyimiyle tecrübelerini kızına aktarması ve O’nun millete faydalı bir birey olması için aktaracak çok tecrübesi var.

Mimar olmasaydınız ne olmak isterdiniz?

Mimar olmasaydım genetik mühendisi olmak isterdim. İnsan mimarisi ile ilgilenmek de ilgi çekici olurdu.

İş dışında kişisel olarak kendinizi geliştirmek adına neler yapıyorsunuz?

Ben kitap okumayı çok severim ve her sene başında senelik asgariden okunması gereken kitap sayısı hedefi koyarım. İnsanın kendini geliştirirken kitabın içeriğinde bir süreliğine de olsa ortamdan kopması da ayrı bir rahatlama tekniği bence.

Selin Türegün’le birlikte kurduğunuz Stella Raya’nın hikâyesini anlatır mısınız?

İkimizde gezmeyi çok seviyoruz, aynı zamanda çalışmadan da yapamıyoruz ve anneyiz. Bir gün biz neden bütün bunları bir araya getiren bir şey yapmıyoruz dedik ve başlangıcın temeli böyle atıldı. Stella Raya hareketli yaşam içinde basic ürünleri yüksek kalite anlayışı ile buluşturduğumuz bir grup kıyafet, uyku oyuncakları ve oda aksesuarlarının gezgin teması ile özdeşleştiği bebek koleksiyonumuz. Dünyadaki 7 kıta gözetilerek, her bir kıtaya özgü seçtiğimiz ve tasarlattığımız hayvan figürlerinin setler halinde kurgulanması koleksiyonun en ilgi çeken özelliği.

İş hayatında kadına “pozitif ayrımcılık” yapılması konusunda neler düşünüyorsunuz?

Gelişen sosyo-ekonomik koşullar kadının iş hayatındaki payını arttırmak ve kendi ekonomik özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak adına çok önemli. Sadece buna ayrımcılık demek aslında zaten kadının hakkı olan bir şeyi alırken, sanki lütuf gibi sunuluyor algısı yaratıyor.

“Her ne kadar günümüzde kadınlar giderek daha fazla çalışma hayatında yer alsa da cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalmakta ve hala kariyer engelleri ile karşılaşmakta. “

İş hayatına yeni atılacak gençlere özellikle de hemcinslerinize ne gibi tavsiyelerde bulunabilirsiniz?

Kendisini geliştiren, günlük gelişmeler içerisinde daima kendisine önlerde yer bulmaya çalışan, araştıran, sorgulayan nitelikteki gençler her zaman istediği iş ortamında başarılı olacaktır.

Kadınlar, erkeklerden meslektaşlarından farklı olarak mimarlık mesleğine neler katıyor?

Ben bu konuda bir kadın erkek ayrımı olduğunu düşünmüyorum, işini iyi yapan herkes kendi güçlü olduğu alanda fark yaratacaktır.

2020 yılı itibariyle eskiye oranla pozitif anlamda gelişmeler olduğunu görsek de size yine de sormak isterim. İş dünyasında kadının yeriyle ilgili neler söyleyeceksiniz?

Geçmişte toplum tarafından kadına yüklenen roller kadının çalışma hayatına girmesini ve meslek seçimini kısıtlayarak meslekte ilerlemesini engelledi. Her ne kadar günümüzde kadınlar giderek daha fazla çalışma hayatında yer alsa da cinsiyete dayalı ayrımcılığa maruz kalmakta ve hala kariyer engelleri ile karşılaşmakta. 2020 yılında kesinlikle iş hayatında kadının payının daha da artırılması gerektiğini düşünüyorum ve kadının görev tanımı ile ilgili ön yargılardan kurtulmamız gerektiğine inanıyorum.

Genelde üst düzey kadın yöneticilerin evlenmek ve anne olmaktan feragat ettiklerini görüyoruz. Hem evlatlarına iyi bir anne hem de başarılı bir iş kadını olmak mümkün mü?

Kadınların terfilerinde, biyolojik özelliği ön plana çıkmamalı. Eğitimi ve deneyimi ile yükselmeyi hak eden kadın, anne olunca iş seyahatlerine katılamaz ya da çocuğu sebebi ile işlerini aksatır gerekçeleriyle, hak ettiği yere gelmekte gecikiyor ya da gelemiyor bile. Ne acıklı ki hem anne hem de iş kadını olunabileceğine inanmayan bir kesim var. Ama sesimizi duyurmak için her şeyi yapıyoruz ve kadınlar olarak ortaya koyduklarımız ile bu yanlış algıyı değiştireceğimize inanıyorum.

Gerek cinsiyet eşitsizliği, gerek toplumun sosyo-kültürel yapısı, gerekse dış etkenler… Tüm bunlar göz önüne alındığında kadınların çalışma hayatına erkeklere oranla 1-0 yenik başladığını söyleyebilir miyiz?

Birçok büyük işletmenin, sorumluluk isteyen mevkilere kadın istihdam etme konusunda artık özen gösterdiğini biliyorum. Kadına yönelik bu ayrımcılığın olmaması adına faaliyet gösteren kuruluşlar da var ve şirketlerimiz bünyesinden arkadaşlarımız ile bu tip toplantı ve seminerlere katılmaya özen gösteriyoruz. Sesimizi duyurmaya devam edeceğiz.

Görev tanımı ve meslek alanı fark etmeksizin. Sizce kadınlar iş dünyasına neler katıyor?

Yapılan araştırmalara göre bir iş yerinde kadın-erkek oranı ne kadar birbirine yakınsa, o işletmenin karlılığı da buna paralel olarak artıyor. Aynı zamanda kadınların detay algısı ve dikkat süresinin daha uzun olduğu belirlenmiş ki bu da bir işletme için önemli unsurlardan.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için mesajınızı alabilir miyiz?

Kadınların emekleri, güçleri ve başarıları karşısında durabilecek hiçbir engel, eşitlik için verdikleri mücadeleden daha büyük olamaz. Bütün kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.

“Eğitimi ve deneyimi ile yükselmeyi hak eden kadın, anne olunca iş seyahatlerine katılamaz ya da çocuğu sebebi ile işlerini aksatır gerekçeleriyle, hak ettiği yere gelmekte gecikiyor ya da gelemiyor bile. “

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku