High Class Dergi

“Biz nasıl kurarsak yeni normal öyle olacak”

Türk modasının en etkileyici tasarımcılarından biri Arzu Kaprol. Tüm dünyaca sıradışı zamanlardan geçen bir tasarımcı olarak bu sürece nasıl katkı koyabilirim, kime yardımcı olabilirim diyen Kaprol moda dünyasında da hiçbir şeyin artık eskisi gibi olmayacağına dikkat çekiyor. Koronavirüs salgını sonrasında “Yaşamımızı, dünyayla ve içinde yaşayan tüm canlılarla olan ilişkimizi gözden geçirip saygı prensibi üzerinden yeniden kuracağımızı ümit ediyorum.” diyen Bursalı tasarımcıyla yeni normal sürecin nasıl olacağını konuştuk.

Röportaj: Akın GÜLER

Arzu Hanım, Koronavirüs salgını sürecinden bağımsız olarak çok daha öncesinde sakinliğin ve dinginliğin hayatınıza ve dolayısıyla tasarımlarınıza yansıdığını biliyoruz ve görüyoruz. Koronavirüs daha hayatımıza girmemişken ayla öncesinde hazırladığınız koleksiyona Berrak /Lucid adını vermiştiniz. Yani bu süreç sizi bu duyguya ve yaşam tarzına itmedi. Sizi bu anlamda değiştiren ve dönüştüren ne oldu?

Hayatı mümkün olduğunca, olduğum anda kalarak yaşamaya çalışanlardanım. Yavaş yavaş geride bırakmaya başladığımız bu dönem ise her değişiklikte olduğu gibi insani önce çok zorluyor. Beklenmedik şekilde gelen bu Covid süreci benim farklı duygu durumlarını sırasıyla yaşamamı sağladı. Ancak en çok üzerinde durduğum ve üzerine projeler geliştirdiğim duygu ise; bu sürece ben nasıl katkı sağlarım, bundan korunmak için kime nasıl yardımcı olabilirim oldu. Çalışma saatlerimi, iş akış halindeki kabulümü çok değiştirdi ve hepsinde de oldukça zorlandığımı itiraf etmeliyim. Ancak her yeni süreçte olduğu gibi, buna da alıştık ve bu zamanı en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum.

Berrak/Lucid nasıl bir koleksiyon oldu? Nasıl okumalıyız?

İlkbahar Yaz sezonunda lanse ettiğimiz Lucid/Berrak koleksiyonu mimari ve yalın formların gücünü yansıtırken, yeni giyim kodlarını da beraberinde getiriyor. Tasarımlarda, doğaya, yaşama, insana saygılı, kendinden emin feminen bir siluet yaratmayı hedefledik. Konforu ön planda tuttuğumuz tasarımlarda, çalışma dünyasına genç ve dinamik bir duruş getirme amacıyla yola çıktık. Hafif koton gömlekler, cupro elbiseler, farklı Jean kullanımlarıyla yazı hafifletmeyi denedik.

İnsanlık tarihi boyunca gelişmelerin-buluşların tamamı, bir engelden bir tıkanıklıktan, bir düşman varlığından veya bir tehlikeden dolayı ortaya çıkıyor. Daha yükseğe sıçramak için bazen en dibe vurmak gerekir ya bu virüs dünyanın dibe vuruşudur diyebilir miyiz?

Coronavirüs ve beraberinde getirdiği karantina süreciyle dünyanın değiştiğine tanıklık ediyoruz. Bunun gibi önemli etkilere sahip dönemler kişilerdeki yaratıcılığı da ortaya çıkarıyor. Bu dönemin özellikle sağlık alanındaki giyilebilir teknolojilerde büyük farklılıklar yaratacağına inanıyorum.

Moda sektörü bu virüsten nasıl etkilendi. Uzun vadede bu sektörü neler bekliyor. Gözlemlerinizi bizimle paylaşır mısınız?

Moda dünyasının temelden değişeceğini ya da değişmesi gerektiğini düşünüyorum. Son yıllarda öne çıkan, ancak bir marketing trend gibi algılanan sürdürülebilir modanın gerçek bir zorunluluğa dönüşeceğini düşünüyorum. Tüm moda sektörünün parametreleri değişecek bugünden sonra. Dünyaya saygı düşüncesiyle, yepyeni satın alma önceliklerimiz olurken, daha az ama daha nitelikli ürünleri satın alacağımızı düşünüyorum. İpliğin, kumaşın, dikimin kim tarafından, nerede, ne koşullarda ve ne zaman hatta ne kadara yapıldığını bilmek isteyeceğiz, fair-trade bir zorunluluk olacak.

Koronavirüs salgınının ruhsal ve fiziksel etkilerini, darbelerini, ruh halini nasıl absorbe ettiniz?

Mümkün olduğunca pandemi öncesinde yaşadığımız hayat düzen ve rutinini devam ettirmeye çalıştım. Evde yeni bir ofis alanı oluşturdum ve buradan tüm sistemi devam ettirmeye çalışıyorum. Bununla birlikte evde zaman geçirmenin keyifli yanlarına odaklanmaya özen gösterdim. Mutfakta uzun zamandır yapmak isteyip de zaman bulamadığım tarifleri denemek ve elbette en önemlisi çocuklarımla daha fazla vakit geçirebilmek benim için değerli anlar oldu. Evlerimiz bizim yuvalarımız, sığınaklarımız. Bu süreçte bunu daha iyi anladık ve evlerimizi yuvalarımızı daha da güzelleştirdik.

Sosyal medya hesabınızda “Açık Çağrı” başlığıyla bir ileti yayınlamış ve “Sevgili arkadaşlar, #covid19 ülkemizde göründüğü ilk haftadan itibaren, biz ne yapabiliriz, bütüne ne fayda sağlayabiliriz diye düşünüp çalışıyoruz.” demiştiniz. Bu çağrınız karşılık buldu mu?

Bu alanda çok değerli iş ortaklarıyla birlikte çalışmalarımızı başlattık ve güzel bir yol da kat ettik. Kısa sürece bu projenin detaylarını duyurmayı heyecanla bekliyoruz.

Birçokları artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını söylüyor. Sizce de bu bir kırılma noktası mıydı? Yoksa bir süre sonra adına “normal” denen düzene geri dönecek miyiz?

Önemli bir kırılma noktasından geçiyoruz ve bundan sonrasının tamamen farklı önceliklerle yeni bir yaşam olacağına inanıyorum, dünya ile ve içinde yaşayan tüm canlılarla olan ilişkimizi gözden geçirip saygı prensibi üzerinden yeniden kuracağımızı ümit ediyorum. Yeni normalin ne olduğunu henüz bilmiyoruz, biz nasıl kurarsak yeni normal öyle olacak. Umuyorum, yaşam dengesine saygı üzerine kurduğumuz bir düzen olacak.

Bu salgınla birlikte öncesindeki “normal”i de sorgular olduk. Siz neler söylersiniz?

Bu salgın doğal veya doğal olmayan şekilde çıkarılmış olabilir. Bunu tam olarak öğrenebileceğimizi sanmıyorum, ama öncesinde insanlık olarak doğaya çok fazla zarar verdiğimizi, tüm kaynakları hunharca tükettiğimizi ve bizden başka canlıları da hiç düşünmeden bir yaşam sürdürdüğümüzü söyleyebiliriz. Bu yüzden, bu salgın süreci, nasıl başlamış olursa olsun, yaşam dengesini gözeterek, yeniden ve daha sağlıklı bir düzene sebep olmasını umuyorum.

Bir musibet bin nasihatten iyidir derler. Bu süreçte siz kişisel olarak neler çıkardınız kendi payınıza? Heybenize neler doldurdunuz?

Bu süreç kendimle ilgili birkaç prensibi güçlendirdi. Yaşamda bir yarar sağlayarak var olmanın, yaşamımı anlamlı kıldığını fark ettim. Çocuklarımla paha biçilmez bir zaman geçirdik ve bunun için, hayatın bu yaşta bu bilinçte bize bu zamanı armağan ettiğine şükrettim. Yediklerimiz yani bedenimize aldığımız gıdaların önemini daha da derinde fark edip, yediklerimizin bedenimizin ilacı olması fikrini benimsedim ve buna göre bir mutfak düzenini sahiplendim. Birlikte çalıştığım arkadaşlarımın iyi oldukları kadar hepimizin iyi olabileceğimizi bir kere daha fark ettim, birlik ve bütünlük algım genişledi. Bu yüzden tüm bu surece minnettarım.

Salgın, karantina, sokağa çıkma yasakları biter bitmez ilk olarak ne yapacaksınız?

Bursa’da yaşayan sevgili anne ve babamı ziyaret edeceğim (gülüyor)

Yorum bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezler kullanmaktadır. Bu konuda iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul et Daha fazla oku